Belirsizlik Prensibi

Ben kimim? başlıklı yazımda biraz Quantum Mekaniği mantığına girip bir Nasrettin Hoca fıkrası paylaşmıştım. 1989-1990 döneminde üniversitede karşıma çıkan Quantum Mekaniği o dönemde benim için daha çok bilimsel bir anlam içeriyordu. Bir sürü sabit sayı, eşitlik ve kuram ile tanışmıştım. Bunlardan bazıları,  Pauli dışlama (Exclusion) prensibi, Heisenberg belirsizlik (Uncertainty), Schrödinger denklemi ve meşhur kedisi.

Kendimi bilme yolunda, belirsizlik prensibi üzerine biraz daha fazla düşünmeye başladım. Tabi burada bahsettiğim belirsizlik Heisenberg’in tanımından çok farklı, hayattaki belirsizlik.

Heisenberg prensibinine göre, “Bir elektronun ya da atom altı parçacığın hem  yeri hem de momentumunu aynı anda kesin olarak bulunamaz, teorik de olsa hesaplanamaz”.  Elektronların yerini (konumunu) bulmak için yapılan deneylerde gönderilen bir foton (enerji), elektrona temas ettiği anda elektronun konumu ve momentumu değişir.

Belirsizliık :  Δx Δp ≥  h/4π  ya da   Δx Δp ≥ /2
Δx : konumdaki değişim,    Δp : momentumdaki değişim       =h/(2∙π): indirgenmiş Planck sabiti

Not: Karikatürün orjinal halini çizen kişiyi biliyorsanız paylaşmanızı rica ederim.  Referans olarak eklemek isterim.

 

 

 

 

 

 

 

Bana göre hayatımız için de belirsizlik prensibi geçerli. Tabi yukarıdaki gibi öldürücü bir etkiden bahsetmiyorum.  🙂

İnsanların temel ihtiyaçlarının arasında kesinlik ve konfor ihtiyacı olduğunu öğrendiğimde bazı davranışlarımı isimlendirebilme şansı bulduğum için çok mutlu olmuştum. Belirsizlik insanı öldürmese de endişelendiriyor. Peki belirsizliği umursamayan insanlar yok mu? Herhalde vardır.  Çeşitli yazılarda çingenelerin günlük yaşadığını,  yarını düşünmediklerini okumuştum. Bu durumda onların yaşadığı belirsizlik endişesi varsa, sanırım saatler veya dakikalar bazına indirgeniyor. Yine de bir belirsizlik endişesi var sanki. Yoksa yok mu?

Gelecek, en büyük belirsizliklerden biri. Çevremdeki insanlarda gözlemlediğim, benim de yaşamımı etkileyen gelecek endişesinin başlıca nedeni çevresel faktörler. Yani kontrol edebildiğimiz etki alanı dışında kalan ilgi alanı. İlgi alanında olan olayları değiştirme gücümüz olmadığından planlarımızı bu olaylara göre değiştiriyoruz diye düşünüyorum. En azından ben 3-4 sene öncesine kadar bunu çok yapıyordum. Bu nedenle de gelecek için yaptığım bir sürü planı sürekli değiştirmek zorunda kalıyordum. Çünkü dış etkenler değişiyordu. Şu an ise mümkün olduğunca az plan yapmaya çalışıyorum.  Hayallerimi değil ama planlarımı azaltmayı hedefledim. Yine de her seferinde plan yapmayı yeterince azaltamadığımı görüyorum.

Youtube’da izlediğim Gaur Gopal Prabhu – Why Worry videosu da hemen herkesin taşıdığı gelecek endişesini çok güzel özetlemiş. 

 

Bu videoyu birkaç kez izledim ki her endişelendiğimde kolayca hatırlayabileyim. Aslında bizleri esir almış ve sürekli başkalarından daha başarılı, daha zeki, daha zengin, daha güzel/yakışıklı v.b. olmaya mecburmuş gibi hissettiren dünya düzeninde endişeler kat be kat artıyor. Sonra bir tanıdığımızın cenazesine gidiyoruz ve 1 saatliğine “hayat boş, kendimizi boşuna yıpratıyoruz” diyerek, camiden veya mezarlıktan ayrılıp tekrar aynı koşuşturmaya giriyoruz. Ya öğrenemiyoruz ya da uygulayamıyoruz. Unutuyoruz seçeneği bana pek inandırıcı gelmiyor. “Unutmak istiyoruz” diyebiliriz belki. Ben, çevremdekiler ile hep benzer diyalogları yaşadığım için çoğul yazdım. Siz belki bunu yapmıyorsunuzdur. Bu durumda size özeniyorum.

Doğumdan itibaren öğrenme sürecinde edindiğim kalıpları fark etmek ile değiştirmek keşke aynı kolaylıkta olsaydı. Uygulamak benim için daha zor. Ama bir gün başaracağıma inanıyorum. Elektronun hem konumu hem de momentumu, mevcut bilgi ile, hiç bir zaman kesin hesaplanamacağı gibi benim evimdeki hesap da hiç bir zaman çarşıyı tutmayacak. Umarım bir gün hesap yapmayı bırakabilirim. Yok, çok iddialı oldu. Umarım bir gün hesap yapmayı en aza indirebilirim dersem sanırım daha ulaşılabilir olur.

Belirsizlik her zaman var olacak gibi görünüyor. Sonuç olarak bu belirsiz yaşamda, ben ve benim gibiler acaba ne zaman belirsizlik ile yaşamaya alışıp endişelerimizi en aza indirebileceğiz?

Bilmem…

Azalsa da hiç bitmesin isterim. Düşünsenize gelecek net olsa ve her hesap tutsa. Başta güzel bir düşünce gibi görünse de, böyle bir hayat, sanırım benim için heyecanlı ve eğlenceli olmazdı. Belirsizlik, endişe getirse dahi, beraberinde getirdiği sürprizler de var. Belirsizlik olsun ki endişe ile baş etmeyi öğrenebileyim ve sürprizler hayatıma renk katmaya devam etsin.

Bir sonraki yazımda biraz da Einstein görecelik kuramı hakkında bir kaç kelam etmeyi planlıyorum. Tabi ki yine bu kuramı insan ve hayat boyutuna göre yorumlayarak.

Yorumlarınız/önerileriniz/düşünceleriniz benim için her zaman çok değerli.

Sevgi ve Saygılarımla

Bora Tüzüner

Belirsizlik Prensibi” için 8 yorum

  1. Ayhan Tokdemir Yanıtla

    Güzel bir yazı.Şahsen kendimi bir parçacık gibi hissettim.Konum ve hayat enejimi,nihai sona giden kalan ömrümü düşündüğüm anda herbişey değişti.Çünkü bunu düşündüm.Düşünmediğim ana göre değiştim.İki kuluvallhu bir elam,takdiri ilahi deyip geçsek mi acep…..Aha gene değiştim.

  2. Elvan Başustaoğlu Yanıtla

    Belirsizlik: hem umut hem de korku demek benim için.
    Belirsizlik yüzünden duyduğumuz endişeyi ise hiç bir zaman azaltamayacağız galiba. Şanssız bir coğrafya 🙁

    • Bora Tüzüner YazarYanıtla

      Belirsizlik gelecek için düşünüldüğünde içinde birçok duyguyu barındırıyor. Şu anki aklımla Tükiye’de olmayı Afrika’da ya da Arabistan’da olmaya tercih ederim. Sanki belirsizliği kabul etmek yerine endişelenmek öğretilmiş. Gaur Gopal Prabhu – Why Worry videosundan sonra böyle düşünmeye başladım 🙂

Ayhan Tokdemir için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir