Yunus Emre bir şiirinde demiş ki;
Sular hep aktı geçti
Kurudu vakti geçti
Nice han, nice sultan
Tahtı bıraktı geçti
Dünya bir penceredir
Her gelen baktı geçti
Bugüne kadar her gelenin bakıp geçtiği Dünya penceresinden çok sevdiğim ve değer verdiğim biri de geldi geçti, Rami Atikoğlu. Çok erken oldu, yaşasaydı, eminim dokunacağı her insana katacak daha çok şey vardı.
Sanırım 2004 idi Rami ile ilk tanıştığım yıl (Bu yazıyı okuyabilseydi net tarihi hemen söyleyiverirdi). Yaşar BASF Otomotiv boyalarına müdür olarak Akzo’dan geldiğinde ben de o bölümde çalışmaktaydım. Aslında bundan yaklaşık 35 sene önce ODTÜ Kimya’da benzer dönemlerde okumuşuz ancak ben İngilizce’ye iki senede hazırlanabildiğim için aynı derslere denk gelememişiz. Aynı dönemde birlikte okuduğum can dostum İsmail Berber kendisini o yıllardan tanıyordu.
“Yeni müdür geldi acaba nasıl biridir?” demeye fırsat bırakmadan sıcak, pozitif ve insancıl yaklaşımı ile çok kısa sürede sadece benim değil, tüm çalışma arkadaşlarımın sevdiği biri haline geldi. O dönemde onunla bire bir çalışma fırsatı bulduğum için çok şanslıyım. Özellikle sorunlara sakin ve olumlu yaklaşımı benim daha keskin yönümü ( 360 derece değerlendirmemde bu Rami’nin tabiri idi) yontup yumuşatmaya çalışmamda çok etkili oldu. Bu kadar sakin, ılımlı, uyumlu ve pozitif bir insanın, kızdığı demek doğru olmasa da, oldukça rahatsız olduğu konulardan biri de kendisine Rahmi denmesi idi. Rahmi diyen birine adının Rami olduğunu da o sakin ve nüktedan tavrı ile mutlaka hatırlatırdı.
10 yılın üzerinde birlikte çalıştık, yurtiçi ve yurtdışı seyahatler yaptık. Özellikle araba ile yaptığımız İzmir-Bursa-İzmir seyahatleri çok keyifliydi. Derler ya bir kişiyi ya tatilde ya da seyahatte tanırsın diye, ben de kendi bakış açımdan onu biraz da olsa tanıma fırsatı buldum. Onunla biriktirdiğim anılar hep benimle yaşayacak. Hepsini yazmak sayfalar alır. Bir anımı paylaşayım.
Bazı şirketlerdeki yöneticilerin, şirkete değer katmış çalışanlarına, işten ayrılırken bir anı plaketi ile teşekkür ettiklerini görmüştüm. 2017 yılı başında çok severek çalıştığım BASF’den ayrılırken “Neden ben, yöneticim arkadaşıma ve çalışma arkadaşlarıma bir anı bırakmayayım?” diye düşündüm ve camdan iki plaket hazırlattım. Bunların biri sevdiğim ve saydığım yöneticim, arkadaşım Rami Atioğlu, diğeri ise BASF’de birliklte çalışma fırsatı bulduğum tüm birimlerdeki çalışma arkadaşlarım içindi.
Rami’ye bu küçük anıyı, iş arkadaşlarım ile birlikte bir akşam yemeğinde hiç beklemediği bir anda çıkarıp verdim. O andaki, önce şaşkınlığı sonra mutluluğu gözümün önünden hiç gitmez. İşte bunun gibi nice güzel anılar biriktirdiğim sevgili arkadaşım Rami, sen biraz erken gittin ama, elbet bir gün şu an baktığımız Dünya penceresinden geçip oraya geleceğiz. Işıklarda uyu, görüşmek üzere.
2016 yılından bir kare
